Uykusuzluk ya da İnsomnia

İstatistiklere göre her 2 kişiden 1’i hayatında en az bir kez uykusuzluktan şikayet ederken, 10 kişiden 1-2’si ise sürekli uykusuzluk çekmektedir. Özellikle uykusuzluk yakınması olan kişilerin %50’si uykuya dalamadığından, %44’ü uykuyu sürdüremediğinden ve %6’sı ise gözünü dahi kırpmadığından şikayetçidir. Uykusuzluk veya diğer adıyla insomnia; kadınlarda, yaşlılarda ve tıbbi hastalık veya psikiyatrik sorunları olanlar bireylerde daha yaygın görülmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, tüm insanların yarısı yaşamlarının bir döneminde mutlaka uykusuzluk problemi yaşamaktadır. Geçici insomnia oldukça sık rastlanan bir tablodur. Genellikle birkaç geceden fazla sürmez ve çoğu zaman stres veya ilaçlar gibi nedenlere bağlıdır. Diğer yandan insanların yaklaşık  %10-20 arasında değişen bir kesimi ise ağır ve kalıcı bir şekilde uykusuzluktan yakınırlar. Kronik uykusuzluk çekenler uyuyabildiklerinde zaman da oldukça yüzeysel uyuduklarını, her hangi bir sesten kolayca uyanabildiklerini ve tekrar uykuya dalmakta güçlük çektiklerini ifade etmektedir.

Uykusuzluktan yakınan birçok kişi hiçbir sonuç alamamasına rağmen uyumak için genellikle alkol veya hipnotik (uyku veren) gibi maddelere başvurmaktadır. Ancak bu şekilde, giderek kronikleşen tabloya diğer psikiyatrik bozukluklar da eklenmekte ve ortaya daha da karmaşık ve ciddi durumlar çıkmaktadır.

İnsomnia’nın nedenleri üzerine yapılan araştırmalarda uykusuzluğa birçok faktörün neden olabileceği belirlenmiştir. Bunlar arasında diğer tıbbi rahatsızlıklar (endokrin sistemi, dolaşım sistemi, mide-bağırsak sistemi ve sinir sistemi hastalıkları ile romatizmal hastalıklar gibi); kullanılan ilaçlar (uyarıcı ilaçlar, depresyon ilaçları, parkinson ilaçları, ritim düzenleyiciler, tansiyon ilaçları, soğuk algınlığı ilaçları, epilepsi ilaçları, iştah azaltıcı maddeler, doğum kontrol ilaçları, guatr ilaçları gibi) ile alkol ve madde kullanımı sayılabilir.

Bir diğer önemli etken ise psikolojik faktörlerdir. Bireyin içinde bulunduğu gerginlik ve kaygı gibi duyguların uykunun başlangıcında beklenen gevşemeye engel olması birçok kişinin de deneyimlediği bir gerçektir. Bu durum bir süre sonra kişide “yine uyayamayacak mıyım” endişesine dönüşebilir. Sonuçta endişe kişilerde uykuya dalmada gecikme, uyku hâline geçememe ya da uyku başlasa bile zaman zaman kesintilerle sürmesine neden olmaktaıdr.

Diğer yandan birçok ruhsal hastalığın belirtileri arasında insomnia da bulunmaktadır. Bu yüzden uyku bozukluklarının nedenleri araştırılırken, kişinin yaşadığı ruhsal durumun da göz önüne alınması çok önemlidir.

İnsomnia yakınması olan kişilerin uykuları incelendiğinde ortaya çıkan uyku örüntüsü şu şekildedir:

-Bu kişilerin uykuya dalma süresi normalden daha uzundur. Çoğu zaman bu süreyi saatlerle ifade ederler.

-Toplam olarak da uyku süreleri azdır.

-Uyku içinde de sık ve uzun uyanıklık dönemleri bulunur. Uyanıklık sayı ve süresinde artış vardır.

-REM (hızlı göz hareketleri) ve derin uyku dönemleri oldukça düzensiz ve normallere göre süre olarak yetersizdir.

İnsomnia’nın tedavisinde ilk öncelik nedenin saptanması olmalıdır. Özellikle kişide gündüzleri yorgunluk, uykululuk, gerginlik gibi belirtilerin bulunup bulunmadığı ve ruhsal durumu dikkatle incelenmelidir. Elbette geceleri iyi uyuyamadığını söyleyen ancak gündüzleri bunun yarattığı sorunları yaşamayan kişilerin ayrıntılarıyla incelenmesi gerekmeyebilir. Yine benzer bir şekilde sürekli olarak kısa uyuyanlar (gecede üç saat ya da daha az) ayrı bir kategoride ele alınmalıdır.

İnsomnia yakınması ile gelen bir kişide ilk öncelik kişilerin uyku düzeninin yeniden sağlanmasıdır. Bunun için kişiye uyku hijyeni ayrıntılı olarak öğretilmeli ve bunu yerine getirmesi için gerekenler yapılmalıdır. Çünkü uyku hijyenin düzelmesi ile hastaların büyük bir bölümü şikayetlerinden tamamen kurtulmaktadır.

Ne yazık ki sürekli hale gelmiş olan insomnia tedavisinde ilaç kullanımının yararlı olduğunu gösteren bir araştırma bulunmamaktadır. Sadece kısa süreli insomnialarda (jet lag gibi) gibi tablolarda uyku ilaçları kullanılabilir. Kronik insomnia vakalarında ise ilaç verilmesinin yararları yoktur. Hatta uzun süre uyku ilacı kullanımında ilaç dozları zamanla etkisiz kalmaya başlamakta ve ilaç dozunu arttıran kişilerde ciddi ilaç bağımlılıkları ortaya çıkabilmektedir.

İnsomnia’nın asıl tedavisi için bireyin içinde bulunduğu ruhsal durum değerlendirilmeli ve buna yönelik psikoterapiler planlanmalıdır. Psikoterapiler içerisinde davranışçı yaklaşımlar (uyaran kontrolü tedavisi, uyku kısaltma tedavisi, gevşeme tedavileri gibi) oldukça etkili olmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir