Kadınlar ve Kariyer: Zorluklarla Dolu Bir İlişki

8 Mart, aslında yüzyıldan fazla bir süre önce Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlanmış ancak zaman içerisinde Dünya Kadınlar Günü’ne evrilmiş bir gün. Biz bütün kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Bu yazımızda ise kadınların çalışma hayatında yaşadığı zorluklara değinmek istedik.

Kadınların iş dünyasında erkeklere göre yaşadığı zorluklar gelişmiş ülkelerde yapılmış birçok araştırmayla ortaya konulmuş durumda. Bunlardan belki de en bilineni, aynı işi yapan kadınların erkeklere göre %20’ye varan oranlarda daha az kazandığını gösteriyor (1). Ayrıca kadınların kariyerlerinde yükselmelerinin ve ulaştıkları yönetici konumunu korumalarının da erkeklere göre daha zor olduğu yönünde bulgular var (2). 

Kadınların çalışma hayatındaki  sıkıntıları ayrıca iş yerinde psikolojik taciz (mobbing) vakalarında da görülüyor. Gelişmiş ülkelerde yapılan araştırmalarda kadın çalışanların erkeklere göre daha çok mobbing kurbanı olduğu ortaya konulmaktadır (3). Diğer yandan ODTÜ tarafından 2011 yılında yayınlanmış bir doktora tezinde ise Türk kadınlarının iş yerinde karşılaştıkları baskılardan erkeklere göre daha ağır şekilde etkilendikleri sonucuna varılıyor (4). 

Çalışan kadınların karşı karşıya olduğu en büyük zorluk ise annelik-kariyer ikilemi. Anne olmanın büyük mutluluğunu yaşamak isteyen kadınlar, bunun bedelini kariyerlerine ara vererek ödemek zorunda kalıyorlar. Hatta özel sektördeki birçok şirket, kadınları işe alırken gelecek planlarında anneliğin olup olmadığını soruyorlar. Çünkü şirketler için çocuk sahibi kadın çalışanlar, hem geçici işgücü kaybı hem de geri dönmelerinin ardından akıllarının bir kenarında hep çocuklarının olduğu çalışanlar olarak görülebiliyor.

Bazen de kariyerlerinde geri kalmak istemeyen bedeli azaltmak isteyen kadınların, bebekleri henüz onlara sonuna kadar muhtaç bir hâldeyken işlerine geri dönmeyi seçtiklerini ya da buna mecbur olduklarını görüyoruz. Bunun sonucunda birçok çocuk bakıcılarla büyürken, kadın ise verdiği kararın vicdan azabını ömür boyunca taşımak zorunda kalıyor.

Aslında her iki seçenekte de nihaî kaybeden kadınlar oluyor.

Evli kadınlar -çocuklu ya da değil- çalışırken aynı zamanda evin sorumluluklarını da üstlenmek zorunda kalıyorlar. Her ne kadar yeni nesilde karı-koca çalışan çiftlerde erkeklerin de ev işlerine yardım ettiklerini giderek daha sık görsek de ancak hâlen esas sorumluluk kadına ait durumda. ABD’de yapılan bir ankette çalışan kadınların hâlen evin çoğunluk işini de yüklenmeye devam ettiğini gösteriyor (5) ki bu sonucun ülkemizde kadınların daha da aleyhine olduğunu düşünmek hiç yanlış olmaz. Tabii, hem iş hem de evdeki sorumluluklar kadınların fiziksel ve ruhsal anlamda yıpranmalarına neden oluyor. 

Aslında kadınların iş yerinde karşılaştığı açık ya da örtülü ayrımcılık çok küçük yaşlarda ortaya çıkmaya başlıyor. Yapılan araştırmalara göre küçük  kızlarımız, daha 6 yaşından itibaren erkeklerin kendilerinden daha zeki ve başarılı olduğunu düşünmeye başlıyorlar (6). Özellikle zeka konusunda bunun aksini kanıtlayan birçok araştırma olmasına rağmen kadınlar psikolojik açıdan geriye düşerek büyüyorlar (7). Bunun sonucu olarak, çalışma dünyasındaki kadınların da erkeklere göre kendilerine daha mütevazı hedefler koyduğu da dile getirilen görüşler arasında (8) (9). Hatta yönetici konumuna yükselmiş kadınların bile kendilerine yeterli önemi atfetme konusunda çekingen davrandığı ileri sürülüyor (10) (11).

Peki kadınlar neden erkekler kadar -hatta bazen daha fazla- donanımlı olmalarına rağmen işyerinde aynı imkan ve başarılara sahip olamıyorlar? Bunun için sunduğumuz olası açıklamalarımız mikro ölçekte insan hayatında; makro ölçekte ise insanlık tarihinde  yatıyor. 

Kendi çocuklarımızdan da gözlemleyebildiğimiz gibi çocukların dünyasında belli bir yaşa kadar başarı daha çok fiziksel kriterlerle ölçülüyor. Diğerlerinden daha büyük ve güçlü olmak, kimsenin tırmanamadığı kadar yükseğe tırmanmak, daha hızlı koşmak vs. Doğal olarak erkek çocuklar bu başarılara yaşıtları kız çocuklarına göre daha rahat ve sık ulaşıyor. Sonuçta 5-6 yaşlarından itibaren giderek daha fazla yaşıtıyla karşılaşan çocuklar da zamanla bu gerçeğe alışıyor olabilir. Ayrıca bizim gibi erkek-egemen toplumlarda çocukluktan itibaren “kız kısmı geride durur”, “elinin hamuru ile erkek işine karışma”dan çıkıp “saçı uzun, aklı kısa”ya kadar kadınlara verilen birçok mesaj da kadınların ilerlemesine engel olmaktadır.

Tabii bu durum kızların kendilerini olduklarından daha aşağıda görmelerine neden olurken, erkeklerin zaten yüksek olan özgüveni daha da kabarabiliyor. Yapılan araştırmalar yetişkin erkeklerin kendi özgüven ve kabiliyetlerini kadınlara göre daha fazla abartma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. 

Daha geniş bir açıdan bakacak olursak, bir insan ömrüne sığdırdığımız bu gelişimsel süreç belki de bütün insanlığın evrim tarihinin bir yansıması olabilir. İnsanlığın en eski örneklerinden, 20. yüzyıla kadar cinsiyetler arasındaki rol dağılımının; erkeğin avlanma, savaşma ve ticaret yoluyla ailesi veya kavminin zenginliklerini artırmaya çalışması ve kadının geride kalarak ailenin bütünlüğünü ve devamını sağlaması üzerine kurulduğunu görüyoruz. Nitekim yukarıda bahsettiğimiz ‘kadınların kendilerine daha mütevazı hedefler koymasına’ değinen yazılarda da bunun aile ve çocuk sorumluluklarına bağlı olabileceğini ileri sürüyorlar. 

Yaşı neredeyse 100.000 yıla varan bir düşünce yapısının, kadınların aktif olarak çalışma hayatına girdiği son 100-150 yılın değiştirmesi biraz zor görünüyor. Ancak bu 100-150 yıldaki değişimin hızını düşününce, kadınların çalışma dünyasında hakettikleri eşitliğe ulaşması o kadar uzun sürmeyecektir. En azından biz öyle düşünmek istiyoruz. 

Bir kez daha bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. 

Kaynakça:

(1) Institute for Women’s Policy Research. Pay&Equity Discrimination, 2015 (link)

(2) A. Cook ve C. Glass. Above the glass ceiling: When are women and racial/ethnic minorities promoted to CEO? 2013 (link)

(3)  D. Salin. The Significance of Gender in the Prevalence, Forms and Perceptions of Workplace Bullying, 2003 (link)

(4) E. Topkaya Sevinç. Mobbing With a Gender Perspective: How Women Perceive, Experience and Are Affected From It? 2011 (link)

(5) S. A. Hewlett and N. Vite-Leon, High Achieving Women, 2001.

(6) L. Bien ve diğerleri. Gender stereotypes about intellectual ability emerge early and influence children’s interests. 2017 (link)

(7) D. Cvencek ve diğerleri. Math–Gender Stereotypes in Elementary School Children. 2011 (link)

(8) A. Klaile. Why are so few women promoted into top management positions? 2013 (link)

(9) C. Vincent. Why Do Women Earn Less Than Men? 2013 (link)

(10) Women of Influence. Solutions to Women’s Advancement. 2014 (link)

(11) The Atlantic. The Confidence Gap. 2014 (link)

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir