Asla Yeterince Hazırlanamazsınız: Anne-Baba Olmak

İki yetişkin birbirlerini severler, evlenirler ve hayata aşklarının devamının bir göstergesi olacağını düşündükleri yeni bir can getirmeye karar verirler. Hele şimdilerde bunun için bir süre deneme ile sonuç alınmadığı zaman, “yardımcı üreme teknikleri” yardımıyla hamilelik hızlıca başlatılabiliyor.

Anne-baba adayı hamilelik ve öncesi dönemde ilk önce bebeğin masraflarının karşılanıp karşılanamayacağının planını yapar. Ve eğer bunun karşılanabileceğine kanaat getirilirse bebeğin dünyaya gelmesine engel bir durum yoktur. Hamileliğin başlangıcıyla birlikte, annenin karnındaki bebeğin gelişimi en önemli şey hâline gelir. Anne-baba adayı, hafta hafta bebeğin ne olacağını öğrenir. Hatta “7 santimdi, şimdi 10 santim olmuştur” gibi bilgiler verir etrafındakilere.

Ardından çocuk bakımı ve yetiştirme üzerine kitaplar okunur ve internetten bilgiler edinilir. Doğuma yakın bebeğin odası ve kıyafetleri gündeme oturur. Son hafta ise bebeğin doğduğunda gelenlere verilecek çikolatalar en önemli konudur. Burada devreye giren çiftin anneleri loğusa şerbetinden başlayarak kendi deneyimlerinden bahsetmeye başlarlar. Ancak yeni çift, bu deneyimlerin işe yaramadığına çoktan karar vermiştir. Onlar gerekli bilgileri en çok satanlarda yer alan bebek bakım kılavuzlarından zaten öğrenmişlerdir; gaz nasıl çıkarılır, banyo nasıl yaptırılır şimdiden biliyorlardır. Ya da öyle sanırlar…

…ve o minik gözler dünyayı ışıldatmaya başlar. Ancak minik bebeği tutmak bile o kadar zordur ki! Biraz hemşirelerin desteği biraz da güven ile bebek tutulmaya başlanır ama ikinci aşama olan beslenmesi nasıl olacaktır?! Daha bu aşamada, o zamana kadar okudukları ile gerçek hayatın hiç de aynı olmadığını anlamaya başlar yeni anne-baba… Dünün gençleri, aniden aldıkları ciddi sorumluluğun farkına varırlar. Çünkü bir anda artık her şeyi bilmeleri gereken anne-babalar hâline gelmişlerdir. Ancak yeni anne-baba, çocuğuna vereceği eğitim ve bakım konusunda –bütün hazırlıklarına karşı- deneyimsiz ve güvensizdir.

O ana kadar bu rolleri onlara öğreten kimse olmadığı için, önce kendilerine göre uygun olduğunu düşündükleri arkadaşlarından veya okudukları kitaplardan öğrenmeye çalışırlar. Ancak zamanla bunların da yeterli olmadığını fark ederler. Çünkü bazı ortak noktalar olsa da her çocuk birbirinden farklıdır ve kendine özel bir deneyim gerektirir. Ailelerden görülen veya tavsiye edilen geleneksel bazı yaklaşımları uygulamamaya çalışmakta, ancak bazı zamanlarda başka çıkar yol da kalmadığını görmektedir.

Kısacası genç anne-baba uyguladığı yöntemler konusunda yoğun çelişki içerisinde kalır. Sabır ve hoşgörü ile başlayan anne-babalık mesleğinde sabrın o kadar da uzun süremediğini, hoşgörünün zamanla yitip gittiğini fark ederler. Bu durumdan dolayı kendilerini suçlar ve vicdan azabı duyarlar. Nasıl davranmaları gerektiğini bilememeleri de suçluluğa eşlik eder. Bunun sonucunda sevgi ve sabıra karşılık sabırsızlık ve öfke ikilemi arasında bocalamaya başlarlar.

Dünya üzerinde kendimize herhangi bir sanat ve mesleği seçerek bunun eğitimini alırız. Hatta yaşamımız boyunca –bazen defalarca- meslek ya da kariyer değiştirip yeni eğitimlerle bunları da öğrenebiliriz. Ancak yaşamın aşağı yukarı yirmi beş yılını 7/24 kapsayacak anne-babalık mesleği hiçbir okulda öğretilmemektedir. Diğer mesleklerde yetenekler dikkate alınsa da, anne-babalıkta yetenek söz konusu değildir. Ayrıca, bilinen diğer birçok meslekte deneme-yanılma yapılması ciddi sonuçlar doğurmazken; anne-babalık mesleğinde deneme-yanılmaların sonucu ne yazık ki kalıcı izler bırakabilmektedir.

Çünkü bir bebeğin doğumdan itibaren yetiştirilmesi ve eğitilmesi çok emek isteyen bir süreçtir. Tüm bunlar göz önünde tutulduğunda, anne-babalık basit bir rol değil, öğrenilebilmesi gereken bir sanattır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir