Kriz Nedir?

Türk Dil Kurumu’na göre kriz: “Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplum veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran” demektir. Krizin ruh sağlığındaki anlamı ise; “bir olayın, baş etme mekanizmalarını kullanmayı engelleyecek derecede algılanması”dır.

Travma ise; kişinin günlük yaşamında bildiği ve kullandığı dengeyi bozan ve bir kriz reaksiyonu ortaya çıkaran durum olarak tanımlanmaktadır. Travmalar kişisel ve toplu olarak yaşanmış olmasına göre ikiye ayrılabilir. Kişisel travmalara; aile içi şiddet ve istismar, tecavüz ve cinsel istismar, işkence, kaza, yangın, bombalama, trafik kazası, ani hastalık veya ameliyat, sakatlıkla sonuçlanan yaralanmalar, beklenmeyen ölüm veya hırsızlık örnek verilebilir. Toplu travmalar yani diğer bir adı ile “afet” ise; toplumun tamamı veya bir kesimini etkileyen; fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran; doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olaylardır. Afet sebepleri ise; deprem, sel, fırtına, savaş, ekonomik kriz, yangın, patlama, kuraklık, salgın hastalıklar olarak sıralanabilir.

Biz bu yazıda travma veya afet yerine kriz kelimesini kullanmayı tercih ediyoruz. Krizin özelliklerine bakıldığında öncelikle evrensel olduğunu yani dünyanın her yerinde ortaya çıkabildiği görülmektedir. Kriz her zaman önceden ipuçları verse dahi beklenmedik bir zamanda ortaya çıkar. Bazı krizler ise mevcut olan diğer krizleri derinleştirir. Kriz sonrasında değişimler ortaya çıkar veya çıkmak zorunda kalır. Bu nedenle de kriz anında ve hemen sonrasında yapılan seçimler önemlidir. Krizin şiddeti kişiden kişiye değişebilir, çünkü kriz algısı özneldir.

Kriz, bir kişinin başkalarıyla bağının güçsüzleşmesine veya tamamen kopmasına yol açar. Kriz anında kişinin temel psikolojik becerileri zarar görür. Bunlar; güven, otonomi, inisiyatif, yeterlilik, yakınlık veya güvenli ilişki kurması için gereken temel kapasitelerdir.

Krizler insanların hayatlarındaki devamlılığı sekteye uğratır. Devamlılık herkes için önemlidir. Ölümsüz olmadığımızı biliriz ancak yarın hayatta olacağımıza dair yoğun bir inancımız vardır. Bu inancımız bizim geçmiş yaşam deneyimlerimizden ortaya çıkar. Çünkü geçmiş haftalarda da sabah kalkmış ve işimizle uğraşabilmişizdir. Yani bir sonraki gün de aynı şekilde kalkabileceğimize inanırız. Bunu desteklemek için gelecek planları ve programları yaparız. Hafta sonu arkadaşlarımızla görüşmeyi planlarız. Yaz tatili veya bayram tatilleri için şimdiden seyahat planları yaparız. Çocuklarımızın geleceği üzerime planlar yaparız.

Bütün bu planları gelecekte de var olacağımız öngörüsü ile yaparız. Geçmiş yaşam deneyimlerimiz bize bunu öğretmiştir. Çocuklar büyür, anne baba olur, onların çocukları olur, onlar büyür gibi… Bir gün geldiğinde öleceğimizi de biliriz. Ancak bunu sürekli olarak düşünmeyiz, bunu sorgulamayız, çünkü bunu düşünmek yoğun endişe verir. Ve bunu düşünmek için çok erken olduğunu varsayarız. Çünkü bizim deneyimlerimiz; bir kaza-bela olmazsa, bizim bir süre daha, hatta ileri yaşlara kadar yaşayacağımıza inandırır.

İşte kriz yaşandığı zaman bu devamlılık sekteye uğrar. Bu devamlılık alanlarından ilki bilişsel alandır. Kişinin ilgiye ihtiyacı vardır. Bildiği dünya kuralları ve olaylarından başka bir durumla karşılaşmıştır ve elindeki bilgileri yetersizdir. Bu kişiler genelde “ne olduğunu anlayamıyorum?” “bana bilgi verin?” “her şey yolunda mı?” “ne oldu?” “tekrarlayacak mı?” gibi sorularla bilgilenme ihtiyacı duyarlar. Bu kişilere doğru bilginin verilmesi, yeterli olmadığı durumda ise bilginin alınabileceği alanlara yönlendirilmesi uygun olacaktır.

İkinci devamlılık alanı ise rollerdir. Herkesin yaşamı içinde eş, anne-baba, kardeş, çocuk, arkadaş, müdür, ev hanımı gibi rolleri vardır. Kriz anında ise bu rolleri kaybetmiş olabilecek bu kişiler “ben ne yapmalıyım?” “söyleyin şimdi ne yapacağım” gibi sorularla rol beklentilerini dile getirmeye çalışacaktır. Kriz anında bu kişilerin yeni roller almasına yardımcı olmanız, onların devamlılıklarını daha hızlı onarmasına yardım edecektir.

Üçüncü devamlılık alanı ise sosyal alandır. Bunlar arkadaşlık, dahil olunan sosyal veya siyasî gruplardır. Kriz anında kişiler, bu grupların dağılması ya da kendisinin bu gruba dahil olmadığını düşünmesi ile “ben o gruba dahil değilim” veya “arkadaşlarım yok artık” gibi cümleler kuracaklardır. Bu kişilerin devamlılık alanları için yeni sosyal çevre bulmalarına yardım etmek, bu süreçte yalnız bırakmamak ve ilişkiyi sürdürmelerini sağlamak önemlidir.

Diğer bir devamlılık alanı ise tarihsel alandır. Yani kişinin kendine özgü tarihinde her gün yaptıkları değişmiştir. Kişi bu değişimi “her sabah düzenli sporumu yapardım”, “her gün sat onda mutlaka kahvemi içerdim” veya “hiç saçımı taramadan çıkmazdım” gibi ifadelerle belirtir. Bu durumda kişiye; yaşanılan krizin mevcut olan bazı süreğen alışkanlıklar ve davranışlarda değişikliğe neden olabileceği ve bunun anormal bir durum olmadığı anlatılmalıdır.

Beşinci devamlılık alanı ise fiziksel devamlılık alanıdır. Bu da kişinin fiziksel iyilik halinin krizden etkilenmesi sonucu yaşadığı durumlardır. Bu durum, çok ağır bir fiziksel hastalık hali olabileceği gibi uykusuzluk veya baş ağrısı gibi yakınmalar da olabilir. Kişi sıkıntısını genelde “kriz öncesinde sapasağlamdım şimdi başım ağrıyor veya yürümekte zorlanıyorum” şeklinde belirtebilir. Burada kişinin fiziksel sağlığına yönelik tıbbi değerlendirmenin yapılmasını sağlamak veya ihtiyaçlarını gidermek önemli olacaktır.

Sonuncu devamlılık alanı ise duygusal alandır. Kişinin duygusal durumunda değişiklik kendisi tarafından da yadırganarak anlatılır. İçinde bulunduğu durumu “ne oluyor anlamıyorum, bu kadar çabuk ağlamazdım” veya “hiç sinirli değildim” şeklinde belirtir. Bu durumda kişinin hislerini anlatmasını ve ihtiyacı olan desteği sağlamak, gerekiyorsa da ruhsal yönden destek alabileceği bir kişiye yönlendirmek önemlidir.

Kriz sonrası kişinin yukarıda bahsedilen devamlılık alanlarından hangisinde veya hangilerinde zorluk çektiğinin tespit edilerek bu alanda ona destek verilmesi, sürecin daha sağlıklı atlatılabilmesi için çok önemlidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir